Günümüzde milyonları geçen kullancı sayılarıyla sosyal medya günlük hayatımızın büyük bir kısmını kaplıyor, kitle iletişim araçlarının yerini alan bu platformlar sadece bireysel değil kurumsal ölçüde de revaçta, peki bunun avantajları ne?

Sadece reklam olarak değil sosyal anlamda da dijitalleşen dünyamızda artık insanlar Twitter’dan tanışıyor, birbirlerinden İnstagram ile haberdar oluyor, doğum günlerini Facebook’tan öğreniyorlar. Twitter’ın günlük 313 milyon, İnstagram’ın ise günlük 400 milyon aktif kullanıcısı var, Facebook dünya nüfusunun %20’sinden fazla kullanıcı sayısına sahip, bu rakamları Türkiye ile sınırlamak isterseniz nüfusun %51’i aktif sosyal medya kullancılarından oluşuyor. Televizyon reklamlarıyla ulaşılabilen kitle ilk bakışta fazla gelse de sosyal medyanın gücü artık ezici bir üstünlüğe sahip.

Daha önce dediğim gibi; bunlar bireysel rakamlar gibi gözükse de kurumların etkisi de hatırı sayılır derecede büyük. Bu konuda eline su dökülmeyecek kurumlardan biri ise Kadıköy Belediyesi, sadece İnstagram ve Twitter ile kalmamış, Türkiye’de popüler bir içerik paylaşım sitesi olan Onedio.com’un aktif bir kullanıcısı. Bir belediyenin kurumsal hesabından çok ileriye taşıyıp adeta bir fenomen haline gelmiş Kadıköy Belediye’si bu başarısını ise sosyal medyayı ‘doğru’ kullanmaya borçlu. Nedir bu doğru kullanmak peki? Oraya gelelim.

Sosyal medya kendimizi çeşitli yollarla ifade ettiğimiz bir platform, kendi trendleri var, kendi mottoları var. Kadıköy Belediyesi’nin başarılı olmasının birincil sebebi de zaten tam olarak bu! Bu değişken platformu takip ediyor ve içeriklerini buna göre oluşturuyorlar. Sosyal medyayı doğru kullanmak hiçbir zaman hashtagleri takip edip buralara yazmak değildir, önemli olan mottoyu oluşturan ve büyüten diğer ‘fenomenler’ ile etkileşim içerisinde olmak ve bu mottoyu doğru yerde kullanmaktır.

İnsanların her yediği yemeği paylaştığı, başından geçen olayları 140 karaktere sığdırıp anlattığı bir platformda kurumsal bir kimlikle popüler olmak samimiyete dayalı. Artık insanların karnı kopyala yapıştır çağrı merkezi cevaplarına tok, yaş kitlesini de hesaba katarsak ‘doğru’ bir kurumsal sosyal medya hesabının resmiyet ile beraber samimi olmasını da bekleriz. Nasıl yani? Hem resmi hem samimi nasıl olabilir ki?

Şöyle; Çiçek sepeti daha önce uzun zamandır çiçek almadığını belirten bir kullanıcının iletişim bilgilerini rica ederek kendisine çiçek yolladı. Sprite’ı çok sevdiğini tweetleyen bir kullanıcıya Sprite tarafından gazoz dolu bir hediye kutusu gönderildi ve daha cabası, bu markaların izlediği yol ise müşteriye kendilerini özel hissettirmek ile ilgiliydi. Her müşterisiyle ayrı ayrı ilgilenen bir marka güven sağlayacaktır, her kullanıcıya pozitif bir enerjiyle cevap veren kurumsal profiler samimi duruşu sağlamış olacaktır. Şirketlere katkısı ise bu tür olayların viral, yani paylaşım zincirleriyle bütün kullanıcılara ulaşması. Türk Hava Yolları’nın bile Kobe Bryant ile denediği bu strateji başarıya ulaşmıştı. Bütün bu viral haline gelmiş reklam filmlerinin, kampanyaların ve daha birçoğunun ortak özelliği her zaman komik, sansasyonel ya da şaşkınlık uyandırıcı temalarla işlenmesiydi.

Anlayacağınız sosyal medya sadece kedi fotoğrafları paylaşıp, sakarlık yapan insanlara gülmekten ibaret değil hatta bunun çok ötesinde, milyonlara ulaşan kullanıcı sayıları, çoğunluğunun genç ve orta yaş kullanıcıların yani genel tüketicilerin oluşturduğu bu ortamlar doğru kullanıldığında bir gece içerisinde milyonlara ulaşmanızı sadece tek bir parmak hareketi ile sağlayabilir.